Nevzat  Han
Nevzat Han
05 Mart 2018 Pazartesi 22:05
62 Okunma
Öğretmenlerin Performansını Ölçmek İle Sorunlara Çözüm Bulamazsınız.

Öğretmeni aktör olarak görmeyen hiçbir uygulamanın tarafı olmayacaklarını, ortak akıl ürünü olmayan herhangi bir çalışmayı desteklemeyeceklerini vurgulayan Yalçın, “Sorunlu performansının faturasını öğretmenlere çıkarmaya çalışanlar bizi başarı üzerinden motive etsinler. Bu ülkede en kıymetli işlerden birini yapan kitleyiz. Mesleğin itibarını zedeleyerek başarı elde edemeyiz. Bu konular ayaküstü karar verilecek işler değildir. İstişare edilmeden, paydaşların görüşleri alınmadan atılan adımları, uygulamaya konulmak istenen çalışmaları doğru bulmuyor, desteklemiyoruz. Bu tür politikalar tam zemine oturmuyor. Çünkü ortak akıldan geçirilmiyor. Çalışma yaparken, geçmişte yaşanan sıkıntıları göz gönünde bulundurmak; ülkenin, milletin, çalışanların hassasiyetini gözetmek, ileriyi düşünmek zorundayız” dedi. Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Afyonkarahisar 1 No’lu Şube tarafından düzenlenen “Eğitimciler Buluşması” programına katıldı. Afyonkarahisar milletvekilleri Ali Özkaya, Hatice Özkal, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, İl Millî Eğitim Müdürü Metin Yalçın, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve üyelerin katılımıyla yapılan programda konuşan Yalçın, Öğretmen Performans Değerlendirme ve Aday Öğretmenlik İş ve İşlemleri Yönetmeliği Taslağı’na değinerek, eğitimin niteliğine ve öğretmenin mesleki gelişimine hiçbir katkısının olmayacağına inandığımız, aksine kurumsal bütünlüğü, çalışma barışını ve iş birliğini zedeleyecek performans değerlendirme sisteminin uygulamaya konulmasına çalışılmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti. İstişareye dayanmayan uygulamalar hataya ve mağduriyete yol açmaktadır Bakanlığın aceleci ve plansız bir tavırla, hukuki ve kanuni dayanağı olmayan, öğretmene, öğrenciye ve eğitime somut hiçbir katkısının bulunmadığı açık olan performans değerlendirme sistemini uygulamaya koymaktaki ısrarının, hatalara ve mağduriyetlere neden olacağını dile getiren Yalçın, “Kamu hizmeti ile kamu görevlileri arasında hizmet süresince bulunması gereken liyakat, güven ve sadakat temelli ilişkiyi ölçen, puanlayan ve bunlara dayalı iş ve işlemler üreten sicil sistemi 2011 yılında kaldırılmıştır. Aradan geçen zaman zarfında ise ne genel ne de kurumlar bazlı ‘bunun yerine ne konulabilir, bir sistem ikame edilmeli mi’ şeklinde bir soru ya da ihtiyaç vurgusu ortaya konmadı. Hâl böyle iken, bugün bir anda bir yönetmelik taslağı ile öğretmenin performansının ölçülmeye kalkışılması, kamu yönetimi ve kamu hizmeti teorisi ve pratikleriyle örtüşmemektedir. Motivasyon üretmek yerine, mevcut motivasyonu bitirecek bir içerikle performans sistemi kurulacağını düşünmek dahi istemiyoruz. Böyle bir sistem, hem yorucu hem de yıpratıcı süreçlere yol açacak ve yeni sorunlara kapı aralayacaktır” şeklinde konuştu. Yalçın, kamu personelinin başarı, verimlilik ve çalışma gayretini izlemek ve kamu hizmetinin kalitesini yükseltmek için gerekenin, çalışan, çaba gösteren, görevini yerine getiren, kamu hizmetinin kalitesini yükseltmek için fedakârlıkta bulunanlar için bir başarı değerlendirme sistemi kurmak olduğunu ifade etti. Motivasyonu bozacak, iş barışına halel getirecek performans değerlendirmesinin gündemden çıkarılması herkesin hayrına olacaktır Yakın tarihte, performansı öne çıkaran Öğretmen Strateji Belgesi’ne de pilot uygulamaya da karşı çıktıklarını, tüm eğitim çalışanlarına tam puan verilmesi yönünde eylem kararı aldıklarını hatırlatan Yalçın, eğitimcilerin motivasyonunu bozacak, iş barışına halel getirecek performans değerlendirmesinin gündemden çıkarılmasının ülkenin, Bakanlığın, eğitim çalışanlarının ve kamu görevlilerinin hayrına olacağını vurguladı. Yalçın, yönetmelik taslağının yürürlüğe konulması hâlinde, eylem kararı almaktan geri durmayacaklarını söyledi. Performans ölçmeye kalkışanlar eğitimcileri başarı üzerinden motive etsinler “Öğretmenin performansını ölçmeye kalkışanlar bizi başarı üzerinden motive etsinler” diyen Yalçın, “Bu ülkede en kıymetli işlerden birini yapan kitleyiz. Mesleğin itibarını zedeleyerek bu iş olmaz. Bu konular ayaküstü karar verilecek işler değildir. İstişare edilmeyen, paydaşların görüşleri doğrultusunda şekillenmeyen hiçbir kararın yanında olmayız, öğretmeni aktör olarak görmeyen hiçbir uygulamayı doğru bulamayız. Bazı politikalar tam zemine oturmuyor, çünkü ortak akıldan geçirilmiyor. Çalışma yaparken, geçmişte yaşanan sıkıntıları göz gönünde bulundurmak, ülkenin, milletin, çalışanların hassasiyetini gözetmek, ileriyi düşünmek zorundayız. Yaşadığımız son süreç, bir adım atmadan üç kere düşünmemiz, politika üretirken kılı kırk yarmamız gerektiğini bize söylüyor” ifadelerini kullandı. Bakanlık, eğitimin paydaşlarıyla daha etkin bir iletişim ve iş birliği içerisinde olmalıdır Bakanlığın, sendikalar ve diğer sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere, eğitim alanındaki diğer paydaşlarla daha etkin bir iletişim ve iş birliği içerisinde olması yönünde irade kullanmasının geleceğimiz açısından elzem olduğunu belirten Yalçın, “Millî Eğitim Bakanlığı’nın yükseköğretim kurumlarıyla, akademik çevrelerle ve sendikalarla sık aralıklarla bir araya gelmesi, belirlenecek politikaların isabet oranının artmasını sağlayacak, kabul düzeyi yüksek kararların alınmasına yardımcı olacaktır. Özellikle, eğitim mevzuatını ve personeli ilgilendiren düzenleme ve uygulamaların, müfredat değişiklikleri gibi konularla ilgili çalışmaların ve alınacak kararların bu iş birliği ve paydaş sıfatı üzerinden birlikte gerçekleştirilmesi, sonuçların birlikte analizi ve sonuçlara dair eleştirilerin de birlikte üstlenilmesi gibi demokratik toplumlara özgü birlikteliği de beraberinde getirecektir” diye konuştu. Darbenin panzehri alanlardır diyerek meydanlara çıkan bir teşkilatız Örgütlü olmanın önemine dikkat çeken Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Afyonkarahisar’da şu anda 5 bin 500, Türkiye genelinde ise 450 bini aşkın üyemiz bulunmaktadır. Bu sayıyı daha da artırmak gerekiyor. Bizim bu halkaya dâhil etmemiz gereken eğitim çalışanları var. Örgütlenmenin önemini anlatmak, hakikati ifade etmek ve örgütlülüğü büyütmek noktasında hepimize sorumluluk düşüyor. Sivil toplumun ve sendikaların ne kadar önemli olduğu 15 Temmuz’da bir kere daha net bir şekilde anlaşıldı. Darbenin panzehri alanlar, alanları dolduracak sivil yapılanmalardır. Bu bilinçle meydanlara çıktık. Memuruz, kirada kalıyor olabiliriz ama biz bu ülkede kiracı değiliz, olmayı da düşünmüyoruz. Bu nedenle, güçlü bir sivil topluma, örgütlü yapılara ihtiyacımız var.” 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.