• BIST 73.600
  • Altın 132,879
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -4 °C
  • Sivas -7 °C
  • Adana 9 °C
  • Kayseri -3 °C
  • Adıyaman 4 °C

İlköğretim Kurumları ve Okul Öncesi Yönetmeliğinde Değişen Maddeler

İlköğretim Kurumları ve Okul Öncesi Yönetmeliğinde Değişen Maddeler
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde ilköğretim kurumları yönetmeliği ve okul öncesi eğitim kurumları yönetmeliği değiştirilerek birleştirildi ve resmi gazete de yayınlandı.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde ilköğretim kurumları yönetmeliği ve okul öncesi eğitim kurumları yönetmeliği değiştirilerek birleştirildi ve resmi gazete de yayınlandı. Bizde sayfamızda yönetmeliğin son hali ni yayınladık. Bu sayfadan yönetmeliği indirip dosyanıza koyabilirsiniz. Ancak değişen maddeleri özet olarak aşağıda sizin için sunuyoruz.

Performans Ödevi Kalktı, Proje Ödevi Kaldı

Md:4/ d) Ders etkinliklerine katılım: Öğrencilerin, sınıf veya okul içinde yaptıkları; eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, araştırma yapma gibi bilişsel, duyuşsal, psikometri alanındaki becerilerini kullanmasını ve geliştirmesini sağlayan, performansını değerlendirmeye yönelik çalışmaları, ifade eder.

 

Md: 22/ (2) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında öğrencilere ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde öğretmen rehberliğinde en az bir proje hazırlatılır. Projeler verildikleri dönemdedeğerlendirilir. Proje vermeyen öğrencinin proje notu sıfır olarak değerlendirilir.

Md: 22/ (3) Öğrencilere, her dönemde seçmeli dersler dâhil bütün derslerden en fazla beş defa olmak üzere ders etkinliklerine katılım puanı verilir.

Md: 25 / (1) Sonuçlar; sınavların yapıldığı, projelerin teslim edildiği tarihtenbaşlayarak en geç 10 iş günü içinde öğrencilere bildirilir. Sınav kâğıtları, incelenmek üzere öğrencilere dağıtılır ve varsa yapılan ortak hatalar sınıftaaçıklandıktan sonra geri alınarak bir eğitim ve öğretim yılı saklanır. Projeler öğretmen tarafından değerlendirildikten sonra öğrenciye iade edilir ve öğrencitarafından ders yılı sonuna kadar saklanır. Ders etkinliklerine katılım, sınav ve projeye verilen puanlar, e-Okul sisteminin ilgili bölümüne işlenir.

 YORUM: Görüldüğü üzere öğrencilerden ziyade veliler tarafından yapılan, maddi külfete sebep olan ve aslında eğitime olan katkısı tartışılan ve nihayet bakanın basına açıklamasıyla kalkacağı beklenen performas ödevleri bu yönetmelik değişikliği ile kesin olarak kalktı. Bunun yerine ise “Ders etkinliklerine katılım” puanı geldi. Yönetmelik maddesinde de görüldüğü gibi “sınıf veya okul içinde yaptıkları; eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, araştırma yapma gibi bilişsel, duyuşsal, psikometri alanındaki becerilerini” sergilemesi şeklinde ders içinde gösterilen çaba, derse katılım yani ders içi performansa dönüştü. Bu ders içindeki çaba, derse katılım yani performans öğretmen tarafından not olarakdeğerlendirileceğine göre bu duruma özetle “Eski sözlü notu ya da kanaat no geri geldi”demek yanlış olmayacaktır. Nitem önceki yönetmelikte ve e-okul sistemindeperformans notu ile ders içi performansın aritmetik ortalaması bir not olarak değer görüyordu. Şimdi ise yeni durumda ders etkinliklerine katılım tek başına bir yazılı notu kadar etki edecektir. Bu durumda öğretmenin kanaat notuna değer kazandırmıştır. Dolayısıyla eskiden olduğu gibi öğretmenler derste öğrencilere her ana verebilecekleri artı, eksi benzeri bir not çizelgesini sürekli elinde bulundurarak öğrencilerin derse katılımı da teşvik edeceklerdir. Bununla ilgili puanlama çizelgeleri ya bakanlık tarafından ya da öğretmenlerin kendi çabalarıyla internete düşecektir. Öğretmenin kanaatini güçlendirmiş olması, elini güçlendirmek anlamına geleceği için hem sınıf yönetimi açısından hem de derse katılım açısından hem de bir angarya olan performans ödevinin tarih olması açısından bana göre doğru bir değişiklik olmuştur.

Md:4/ m) Proje: Öğrencilerin grup hâlinde veya bireysel olarak istedikleri bir alan veya konuda inceleme, araştırma ve yorum yapma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, özgün düşünce üretme ve çıkarımlarda bulunmaları amacıyla ders öğretmeni rehberliğinde yapacakları çalışmaları ifade eder.

YORUM: Görüldüğü gibi proje ödevi eskisinin aynısı ancak ders öğretmeni rehberliğinde yapılacak olmasının altını çizmek lazım. Aksi halde kaldırılan performans ödevlerinin yerini alması kaçınılmazdır. Ayrıca altı çizilmesi gereken bir nokta ise proje, terim anlamı ve özü itibariyle özgün, yeni bir şey söyleyen, orijinal veya somut bir ürün ortaya koyan niteliği taşıması gerekir. Bu niteliklere uygun derslere öğrencilerin teşvik edilmesi ve not aracı olma tehlikesine karşı dikkat edilmesinde fayda vardır. Aksi halde amacı dışına çıkarak yeni bir angarya olması kaçınılmazdır.

 

Md: 27 - (1, 2 ) İlkokul 4 üncü sınıfta bir dersin dönem puanı; öğrencinin sınavlar ve ders etkinliklerine katılımından aldığı puanların aritmetik ortalaması ile belirlenir. Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında bir dersin dönem puanı; Öğrencininsınavlardan, ders etkinliklerine katılımdan ve varsa projeden aldıkları puanların aritmetik ortalaması ile belirlenir.

 

YORUM: Görüldüğü gibi ilkokullarda proje de kaldırılmış durumdadır. Sadece sınavlar ile ders etkinliklerine katılım puanına göre sınıf geçecektir. Oysa ortaokullarda ve imam hatip ortaokullarında bir dersten olmak üzere proje ödevi devam etmektedir.

 

 Ders Programları Hazırlanırken Öğretmenlerin Mazeretlerinin Dikkate Alınması

 Md:5/(2) …öğretmenlerin mazeretleri de dikkate alınarak” dengeli olarak dağılımı yapılır”  

YORUM: Bu cümle aslında uygulamadaki malumun ilamı yani yazıya geçirilmesinden ibaret olmuştur. Ancak burada bir yanlış anlamanın ya da suiistimalin önüne geçmek adına altı çizilmesi gereken nokta buradaki mazeretin 657 ve izin yönergesinde belirtilen resmi izin hakları olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Bu izin şekli ise olsa olsa süt izni olabilir, diğer mazeretler ders programını etkileyecek mazeretler değildir zaten. Dolayısıyla bunun dışındaki öğretmenin kendine özel taleplerini buradaki mazeret kapsamında değerlendirmek hem diğer öğretmenler açısından haksızlığa neden olur, hem okulun işleyişine zarar verir hem de ders programı hazırlama noktasında adalet adına sorunlara yol açar. Yani ayar kaçabilir. Okul idareleri zaten olabildiğince bu konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar; ancak dengeleri bozacak şekilde mazeret kelimesini resmi sınırların dışına genişletmek bana göre sakıncalı sonuçlar doğurabilir.

 Okul Öncesinde Aralıksız 5 Saat ve İkili Eğitim Zorunlu

Md:6/a) Okul öncesi eğitim kurumlarında günde ellişer dakikalık aralıksız 6 etkinlik saati süre ile ikili eğitim yapılır. Ancak, ana sınıflarında kayıt alanındaki tümçocukların kayıtlarının yapılmasına rağmen, ikili eğitim için grup oluşturacak sayıdaçocuk bulunamadığı takdirde okulun öğretim şekline uygun olarak normal eğitim de yapılabilir.

 

YORUM: Okulöncesi yani Anaokulu, Anasınıfı ve Uygulama Sınıflarında aralıksız 6 ders yani (40x6=300 dakika, 300/60=5 saat) ders yapılacaktır. Bu da zaman çizelgesi olarak yazsaatinde (08.30-13.30/ 13.30-18-30) kış saatinde ise (08.00-13.00/ 13.00-18.00) saatleri arasına denk düşmektedir. Bana göre bu saatler okul öncesi yaşındaki çocuklar için ve de aynı zamanda veliler için ciddi sıkıntı demektir. Sabah erken saatte yataktan kalkıp okula gelmesi uykularının yeterince alınmaması, zorla okula getirilmesi çocukların sevmediği bir durum olacağı için okula ve dolayısıyla eğitime karşı “olumsuz tepki” geliştirmelerine neden olabilir ki bu da ileriki eğitim hayatının tümünü olumsuz etkileyebilir. Ayrıca özellikle kışsaatinde karanlık saatlere kaldığı için tehlikeleri içinde barındırmaktadır. Bu nedenle ikili eğitimi zorunlu yapmak yerine tam tersine normal eğitim zorunlu yapılmalı, imkanı olmayan okullar için istisna olarak ikili eğitim uygulanmalıdır. Ayrıca 5 saat gibi aralıksız uzun süre de yine bıkkınlık yaratarak çocuklarda olumsuz tepkilere sebep olabilir. Öğretenler açısından ise her ne kadar 6 saat ekders almaları bakımından bu süre normal olsa da gerekirse ekder saatlerinde bir düzenleme yapılarak günde aralıksız 4 saat ders saati olarak ise 5 ders ekders şeklinde düzenlenebilir. Okul idareleri açısından ise bu sorumluluk gereği bu saatlerde okulda olmaları gerektiği için ayrıca bir haksızlığa neden olmaktadır. En azından normal eğitim yapmakta olup da sırf anasınıfı nedeniyle okulda fazla beklemek zorunda oldukları için tıpkı ikili eğitim yapan okul yöneticilerine haftada 2 saat ekders fazla verildiği gibi bu durumda olanlara da ayrıca 2 saat fazla ekders verilmelidir.

 Normal Eğitimde Öğle Yemeği Arası Uzadı İkili Eğitimde en fazla 30 Dakika Ara Zorunlu

Md:6/ b) Normal öğretim yapılan okullarda yemek ve dinlenme için en az 40, en çok 90 dakika süre verilir. Bu süre okul yönetimince okul çevresinin şartlarına göre düzenlenir, il/ilçe millî eğitim müdürlüğüne bilgi verilir. İkili öğretim yapılan ilköğretim kurumlarında sabahçı ve öğlenci grup öğrencilerinin çıkış ve girişleri arasında en fazla 30 dakikalık süre ayrılır.

YORUM: Normal eğitim yapan okullar için önceki yönetmelikte yemek arası 40-60 dakika ikenyeni yönetmelikte 90 dakikaya kadar uzatılabilecektir. Bu durum hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin rahat bir şekilde yemek ve diğer ihtiyaçları için belki olumlu olmakla beraber öğretmenlerin büyük bir kısmı bir an önce evine gitmek için bu durumdan pek de hoşnut olmayacaktır diye tahmin etmekteyim. Ancak ikili eğitim yapan okullarda sabahçılarla öğlenciler arasında en fazla 30 dakika ara verilmesinin zorunlu hale getirilmiş olması tam bir facia, yahut alanı bilmemek, değilse cehalet…Zira 7+7=14 saat ders işleyen ortaokullar zaten karanlıkta okula gelip giderken bir de 30 dakika ilave edilmiş olması başka ne ile izah edilebilir ki… bereket ki “en fazla ifadesi” biraz durumu kurtarmaktadır ki bu süre okulların inisiyatifine bırakılmış…

Dersler Blok Yapılabilir Ancak…

Md:6/ç) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında dersler, öğretmenler kurulu kararı ile blok olarak da yapılabilir. Ancak her blok ders, iki ders saati süresini aşamaz.

 

YORUM:Derslerin blok olarak yapılabilmesi beden eğitimi, din kültürü ve bazı dersler için ve de sürenin kısaltılması için kulağa hoş geliyor, ancak bu durumun ders programında uygulama şansı pek mümkün gözükmüyor. Zira teneffüs zillerinin farklı saatlerde çalması doğru olmadığına göre özellikle haftada bir saat olan dersler açısından bu uygulama aynı okulda iki farklı uygulama anlamına geleceği için pratikte pek bir anlamı yok gibi. Ancak bunu ders programını hazırlarken haftada birden fazla olan dersleri ikişer saat peş peşe uygulamak şeklinde yorumlamak belki daha doğru olacaktır.

23 Nisan ve 19 Mayıs Tatiller Kısaldı

 

Md: 8/ (1)  Okulların hafta sonu, yarıyıl ve yaz tatili dışındaki resmî tatil günleri 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile 16/4/2012 tarihli ve 2012/3073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Ulusal ve Resmî Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenir ve yıllık çalışma takviminde belirtilir.

YORUM: İlgili kanun ve yönetmeliğe bakıldığında ise “2429 Sayılı Kanun:  23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır. 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür. Yönetmelik: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan günü saat 08.00'de başlar ve saat 24.00'te son bulur. Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı 19 Mayıs günü, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'da karaya çıktığı saat olan 07.00'de başlar ve saat 24.00'te son bulur.”

Kayıt İşlemlerinde Evrak İstenmeyecek

Md:11/(1) Kayıt işlemi, e-Okul sistemi üzerinden yapılır. Kayıt işlemleri sırasında herhangi bir belge talep edilmez.

YORUM: Tüm kayıt ve nakil işlemlerinin e-okul üzerinden hiçbir evraka gerek duymadan yalnızca TC kimlik numarası ile yapıldığı herkesçe bilinmesine rağmen, eski alışkanlıktan olsa gerek bazı okullar kimlik fotokopisi, adres bilgi kağıdı vb. çeşitli evraklarla hem velileri yormakta hem kendilerine iş çıkarmakta hem de israfa neden olmakta idiler. Bu durumun açıkça yazıyla yasaklanmış olması malumun ilamı da olsa bazı yöneticiler için isabetle açıklayıcı olmuş…

Nakiller ve Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

 

Md:12 YORUM: Nakillerin ders yılı başlayınca yani okul açıldığı gün başlaması zaman açısından bir sorundur, ancak bereket ki adres değişikliğinin bu zamandan istisna tutulmuş olması bu sorunu çözmüştür. Okul çalışanlarının kendi okullarına adrese bağlı kalmaksızın nakil yaptırabilmeleri çok yerinde, hatta eksiktir. Zira eğitimciler sadece kendi okuluna değil istediği devlet okuluna nakil yaptırabilmeliydi. Çünkü tüm kurumlar kendi çalışanlarına pozitif ayrımcılık yapıyorken eğitimcilere bu çok görülmemelidir. Zira öğretmen çocuğunun her okula sığmayacağı ve çok kötü okullarda çalışan öğretmenlerin böylesi ciddi bir problemi yaşadıkları malum.

Şehit, harp malûlü ve muharip gazi çocukları ile özel eğitime ihtiyacı olan çocukların nakilleri konusunda pozitif ayrımcılığın devam ediyor olması yine vefa adına önemlidir. Kardeşlerin aynı okulda okumasına imkan verilmiş olmasının bu yönetmelikte de devam ediyor olması yine oldukça önemlidir. Yine her ikisi de çalışan anne babanın işyerine yakın okula nakil yaptırabilmesinin devam ediyor olması da yine o durumdaki insanlar adına güzel bir uygulamadır. Bu durumdan merkez okullar her ne kadar şikayetçi olsalar da insanların ve özellikle çocukların perişan olmasından çok daha iyidir bence anlayış göstermek lazım. Sınıf mevcudu otuzun altında kalan okullara da adres alanının dışından da öğrenci alımına imkan verilmiş olması da yine bence kolaylık adına önemlidir.

Ancak gerek İmam hatip ortaokuluna nakillerde ortak derslerin dışındaki zorunlu derslerden sınavla nakil alınması gerekse bu derslerden sınıfta kalınması durumunda okullarının değiştirilmesi yönünde kapının gösterilmesi doğru uygulama olmamıştır bana göre. Keza Üniversiteler bünyesinde güzel sanatlar eğitimi veren ilköğretim kurumlarında da sınıfta kalanlara kapının gösterilmesi öğrenciler için bu derslere karşı motivasyon düşüklüğüne, gevşemelere ve önemsememelere neden olacağı için ve de bu okullardan öğrencilerin gitmelerine neden olacağı için yine bu okullar adına olumsuz bir uygulama olmuştur.

 Velayet Konusuna Dikkat!

 

 Md: 17/ (5) Öğrenci velayeti konusunda anlaşmazlık hâllerinde, yargı kararına göre işlem yapılır. Velayete ilişkin yargılama sürecinin devam ettiği durumlarda ise okul kayıtları esas alınır.

YORUM: Boşanan eşler arasındaki yargı kararına bağlı velayet durumu ve özellikle husumet durumları bazen okul yöneticilerini zor durumda bırakabilmektedir. Hatta özellikle velayet kendisinde olmayan veliler çocuğun naklini isteyip bir nevi çocuğu karşı taraftan kaçırma yoluna gitmektedirler. Bu durumda uyanık olup, yargı kararının bir nüshasını alarak okulda bulundurmaları ve buna göre işleme yapmaları kendileri açısından rahatlatan bir durum olacaktır.

 

Devam, devamsızlığın izlenmesi

 

Md: 18/ (1) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında çocukların devamsızlıkları, e-Okul sistemine işlenir ve öğretmenler ile yöneticiler tarafından takip edilir.

YORUM: Okula devam hem okul öncesi hem ilkokul hem de ortaokulda zorunlu olduğu için öğrencinin devam durumu e-okula gününe işlenir. Buraya kadar olan zaten bilinen kısım ancak burada önemli bir durum bu görevin sadece idarenin değil aynı zamanda öğretmenlerin de görevi haline gelmiş olması önemlidir. Zira bazı okullar tüm sınıflarda internet olması durumunda bu yetkiyi e-okul üzerinde öğretmenlere vererek onlara yaptırmakta idi ve bazı öğretmenler ise bu “bizim görevimiz değil” diyerek olumsuz yaklaşmakta idiler. Şimdi zorunlu olduğu için okul idaresinin bu maddeye göre öğretmenleri görevlendirmesi durumunda yapmak zorundadırlar ve bence bu işin çok daha düzenli yürümesine katkı sağlar.

Okul Öncesinde Öz Bakım Giderleri Ücretinin Ödenmemesi Durumunda Kayıtların Silinmesi

 

Md: 18/ b) Özürsüz olarak aralıksız 10 gün okula devam etmeyen çocuğun velisi okul müdürlüğünce yazı ile uyarılır. Bu uyarıya rağmen özürsüz olarak aralıksız 30 gün okula devam etmeyen ve devam ettiği hâlde üst üste iki aylık ücreti yatırılmayan çocukların kaydı silinir. Bu durum veliye yazılı olarak bildirilir.

c) Aylık aidatını zamanında ödemeyen, geçmiş aylardan borcu kalan ve devamsızlık nedeniyle okulla ilişiği kesildiği hâlde okula devam ettirilen çocukların ücreti, veli ile yapılan sözleşme hükümleri çerçevesinde tahsil edilir.

YORUM: Bakanlık bu sene okul öncesi ücretlerin taban fiyatını sıfırlayarak her ne kadar mümkünse para alınmamasını ima etmiş olsa da yönetmelik gereği ücret alınması yasaldır ve il ücret tespit komisyonun belirlediği tavan fiyatı aşmayacak şekilde okul idaresince karar alınıp sözleşme imzalandıktan sonra bu paranın ödenmesi zorunludur. Kaldı ki bu yönetmelikle artık okulöncesi komisyon da kaldırılarak bu görevler tamamen okul idaresine bırakılmıştır.  Hasılı iki ay üst üste ücretini ödemeyen öğrencinin kaydı silinir ve çok daha önemlisi ücretini ödemeyip gidenlerin artık sözleşmeye göre devlet alacakları kapsamında tahsil edileceği için kaçış yolu da kapatılarak çok doğru bir düzenleme yapılmıştır. Zira bazı uyanık veliler son aylara bırakıp ücreti ödemeden kaçmayı adet haline getirmişlerdi. Özellikle bu büyük okullarda bu ücret olmadan işlerin yürümeyeceği, özellikle yardımcı bayan çalıştırıldığı için artık bu paranın onun hakkı olduğu gerçeğinden hareketle ne kadar önemli olduğu ortadadır.

Müfredat Programlarının Okunmasının Önemi

 

Md: 20 / b) Başarının ölçülmesi ve değerlendirilmesinde öğretim programlarında belirtilen amaçlar ile kazanımlar esas alınır. Ölçülecek kazanımın özelliğine göre ilgili dersin öğretim programında yer alan ölçme ve değerlendirme esaslarına uyulur.

 

YORUM: Bu maddeye göre kazanımların ne olduğunu ve özellikle bazı derslerin nasıl ölçme değerlendirme yapılacağına dair sağlıklı bilgi için tüm öğretmenlerin Talim Terbiye Kurulu sitesinden kendi dersinin müfredat programını temin edip mutlaka okuması gerekmektedir. Bu bu konu öylesine önemli ki sene başı seminer konularının an unsurunu bu konu oluşturmalıdır. Ömründe kendi dersinin müfredat programını okumadan öğretmenlik yapanlar var ki bu durum gerçekten vahimdir. Bu rotasız gemi gibi ne yapması gerektiğini bilmeyen sınırlarını bilmeyen, ulaşmak istediği hedefleri bilmeyen bir öğretmen profili çıkarmaktadır. Yarım yamalak eldeki kitaplara göre bilinçsiz bir öğretmenlik yapılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle okul müdürleri bu konuyu seminer döneminde zorunlu tutmalı ve özellikle stajyer öğretmenler için stajyerliğin kaldırılma koşulu olarak kabul etmelidirler. Zira dersinin müfredat programını okumayan bir öğretmenin öğretmenliği ve ne öğrettiği gerçekten  tartışılır.

BEP Planları

 

Md: 20/ c) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler için; Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı Geliştirme Birimi tarafından bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) hazırlanır ve bu öğrencilerin başarıları, bu programda yer alan amaçlara göre değerlendirilir.

YORUM: Ülkemizde ihmal edilen bir konu olup, ne yazık ki bunu öncelikle TEOG sınavlarında bu durumdaki öğrencilere aynı soruları sorarak ilk hatayı Bakanlığın kendisi yapmaktadır. Oysa durum çok basit konu malum bu çocukların kapasitesi sınırlı olduğu için deyim yerindeyse “yutabilecekleri kadar lokma verilmesi bir zorunluluktur.” Kapasitesinin üstünde konuları öğretmeye çalışmak hem de bu tür zor soruları onların önüne koymak onları yok saymakla eşittir. Onlara ne kadar önem verdiğimizin göstergesidir. Tabi önce bakanlık olmak üzere hamaset sözcükleriyle değil özde, gerçekten uygulama ile önem vermeli ve bu BEP planı konusunu doğru düzgün uygulamalıdır.

 

Sınavların Sayısı

 

Md: 22 / (1) İlkokul 4 üncü sınıf ile ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında öğrencilere; Haftalık ders saati üç ve üçten az olan derslerde iki, üçten fazla olan derslerde ise üç sınav yapılır. Sınavların zamanı, en az bir hafta önceden öğrencilere duyurulur. Bir sınıfta/şubede bir günde yapılacak sınav sayısı 8 inci sınıfta üçü, diğer sınıflarda ikiyi geçemez. Sınavların süresi bir ders saatini aşamaz.

Md:22/ (5) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarının 8 inci sınıflarında Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinden iki yazılı sınav yapılanlardan birincisi, üç yazılı sınav yapılandan ise ikincisi olmak üzere Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünce her dönem merkezî sistemle ortak sınav yapılır. Sınavların yapıldığı günlerde okulda ders yapılmaz. Bu fıkranın uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Yönerge ile belirlenir.

YORUM: İlkokul 4. Sınıflar dahil olmak üzere sınav sayıları görüldüğü üzere üç ve daha az olan ders satti sayısında 2 üçten fazla olanlarda ise 3 yazılı sınav yapılır. Ortak TEOG sınavları ile ilgili hüküm ise eskisinin aynısıdır. Burada farklı olan sadece daha önce tüm sınıflarda bir günde en fazla iki sınav yapılabilirken yeni durumda 8. Sınıflarda bir günde artık üç sınav yapılabilecektir.

 

 Devamsızlık Çelişkisi Devem Ediyor

 

Md: 27/ (5) 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince okula devamları sağlananlar ile yurt dışında bulunması, sağlık durumu ya da tutuklu olması nedenleriyle okula devam edemeyen öğrencilerden en az bir dönem puanı almış olanların başarı durumları belirlenirken, okula devam eden öğrenciler gibi işlem yapılır. Bu puan, aynı zamanda yıl sonu puanı olarak değerlendirilir.

 

YORUM: Bir taraftan 20 gün devamsızlık yapan öğrenci ŞÖKK kararı sınıfta kalırken diğer taraftan bir dönem okula gelmiş olan öğrencilerin sınıf geçmesi kendi içinde bir çelişkidir. Her ne kadar gerekçeler mazeret gibi lanse edilmiş olsa da bu çelikinin uygulamada ciddi sıkıntılara neden olacağı aşikardır.

 Davranışlar Sade Şube Rehber Öğretmenince Verilecek

 

Md: 29 / (1) İlköğretim kurumlarında; Ders yılının her döneminde öğrencilerin davranışları, Davranış Puanı Ölçütleri EK-4'de verilen ölçütler kullanılarak ilkokullarda sınıf öğretmeni, ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında ise şube rehber öğretmeni tarafından aynı sınıfta ders okutan diğer öğretmenlerin de görüşleri alınarak "(1) Geliştirilmeli", "(2) İyi", "(3) Çok iyi"; şeklinde değerlendirilir.

YORUM: Bu maddeden anlaşılan ortaokullarda davranış notlarını Şube Rehber Öğretmeni derse giren öğretmenlerin görüşlerini alarak yalnızca kendisi girecektir, şeklindedir. Oysa bilindiği üzere eski uygulamada derse giren tüm öğretmenler davranış notu girmekte idiler. Ancak e-okuldaki uygulama eskisi mi olacak bunu ancak zamanı gelince öğrenebiliriz. İlkokullarda zaten sınıf öğretmeni girdiği için bir değişiklik yoktur.

Gelişim raporu ile öğrenci karnesi

 

Md: 30 / (1) Okul öncesi eğitim kurumlarında Okul Öncesi Eğitim Programı doğrultusunda hazırlanan çocuğa yönelik Gelişim Raporu, her dönem sonunda e-Okul sistemine işlenerek bir örneği veliye verilir. Gelişim raporuna pedagojik olmayan ve gizliliği gerektiren bilgiler işlenmez.

 

YORUM: Okul öncesinde ne yazık ki öğretmenler velileri rencide edecek türden cümleler kurarak çocuk hakkındaki düşüncelerini kırık dökük, hatta bazen kaba cümlelerle yazabilmekte idiler. Bu durum özellikle annelik psikolojisini anlamakta yetersiz, hiç bir anne babanın çocuğunun hatasını üzücü cümlelerle duymak istemediğinin farkında olmayan yetersiz öğretmenlerce yapılmakta idi. Bu durumun “pedagojik olmayan bilgiler işlenmez”cümlesiyleyasaklanmış olması son derece yerinde olmuştur.  Doğrusu bu konuda da klişe cümlelerle eksik yönler için “desteklemeli, geliştirilmeli, henüz yeterli gelişim düzeyine ulaşmadığı saptanmıştır” gibi daha yumuşak ve bilimsel kelimelerle yazılması zorunlu olmalıydı. Hatta bu cümleler e-okula otomatik seçenek olarak bile belirlenebilirdi. Dileriz bir Genelgeyle Bakanlık bu açığı kapatır.

 Karnelerde Elektronik İmza Dönemi

 

Md: 30/ b) Karnelerde elektronik imza kullanılabilir.

 

YORUM: Nihayet yöneticiler bir angaryadan daha kurtulmaktadır. Zira yüzlerce karneyi imzalamak durumunda kalan müdürler için güzel bir gelişmedir. Haliyle e-okuldan notların öğrenilmesi nedeniyle ve de hiçbir resmi işlemde kullanılmaması nedeniyle pek bir anlamının kalmamış olduğu bir dönemde böylesi bir uygulama çok yerinde olmuştur. Ancak dileğimiz e-okulda tek tek değil de toplu imza şeklinde bir yöntemle yapılmasıdır. Aksi halde bu uygulamanın da pek bir anlamı olmayacaktır.

Ayrıca yeri gelmişken çok önemli bir noktayı de belirtmek gerekir ki elektronik imza, ilgili kanuna göre sertifikalı ve değiştirilemez özellikte yasal yetkiye sahip nitelikte olması kanun gereği bir zorunluluktur. Ve Bakanlık tüm okul müdürlerine bu imkanı sağlamalıdır. Gerekirse ilgili kurumlarla anlaşarak bu işi gerçekleştirmelidir. Aksi halde Paint programında yapılan uyduruk imza örneklerinin hiçbir resmi geçerliliği yoktur. Zira Kurumnette kullanılan imzalar için de yasal anlamda ciddi sıkıntı vardır. Zaten bu nedenle de önemli yazıları ıslak imza ile elden istemelerinin sebebi budur. Sonuç olarak devlet hiçbir işinde yasaya uygun olmayan iş yapamaz. Sertifikalı imza edinmekte zor değildir. Bütün kurumlarda var iken okul müdürlerine verilmemiş olması ve paint programında yapılmış uyduruk imzalarla resmi yazı imzalamak devlet ciddiyetiyle de bağdaşmaz, o evraklar da bence geçersizdir. Bu yanlış derhal düzeltilmelidir.

 

 Sınıfta Kalma Meselesi

 

Md: 31 - (1) İlkokullarda öğrencilere sınıf tekrarı yaptırılmaması esastır. Ancak; istenilen yeterlik düzeyine ulaşamamış ilkokul öğrencilerine, velinin yazılı talebi üzerine, okul müdürü ve ilgili sınıf öğretmeninin kararıyla ilkokul öğrenimi süresinde bir defaya mahsus olmak üzere sınıf tekrarı yaptırılabilir.

 

Okula hiç devam etmeyen öğrenciler ve ilkokul haftalık zorunlu ders saati sayısı kadar değerlendirilmesi yapılamayan/puanı girilmeyen öğrenciler ile bu Yönetmeliğin 27 nci maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen mazeretler dışında okula en az bir dönem devam etmeyen öğrencilere sınıf tekrarı yaptırılır.

YORUM: Görüldüğü gibi ilkokulda sınıfta kalma meselesi bir hayli zorlaştırılmıştır ama yine de vardır. Zira hiçbir velinin çocuğunun sınıfta kalması için hem de yazılı talepte bulunacağını ben zannetmiyorum. Sadece mazeretsiz olarak en az bir dönem okula devam etmeyen öğrencinin sınıfta kalması mümkündür. Hatta bu durumda olanların sınıfta kalması zorunludur.

 Md: 31/ (2) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında; b) Eğitim ve öğretim yılında özürsüz 20 gün devamsızlık yapanlar ile bir üst sınıfı başarmada güçlüklerle karşılaşabilecek öğrencilerin sınıf geçmesi veya sınıf tekrarına, ikinci dönemin son haftasında şube öğretmenler kurulunda karar verilir.

 

YORUM: Bu yönetmelik değişikliğinin beklide en can alıcı noktası burasıdır. Yani 20 gün devamsızlık yapan öğrencilerin ŞÖKK kararıyla sınıfta kalabileceği konusudur. Zira ilköğretim de yani ortaokulda bu bir ilktir. Bu durum aynı zamanda ortaokulu liseye benzeten ve ona yaklaştıran bir paradikmanın yansımasıdır. Aynı şekilde bir üst sınıfı başarmada güçlüklerle karşılaşabilecek öğrencilerin yani başarısız öğrencilerin sınıfta kalmasının da yine ŞÖKK' bırakılması öğretmenlik mesleğinin elini yeniden güçlendiren bir uygulama olmuştur. Ve bana göre de okullara bir ciddiyet getireceği için yerinde bir değişikliktir. Belki bir süre bocalama dönemi yaşanacaktır ancak okullara bir çeki düzen getireceği muhakkaktır. Ancak bu konuda okul idaresinin tutumu ve öğretmenlerin ŞÖKK'teki ciddiyeti ve kararlılıkları son derece önemlidir. Çünkü sınıfta kalmamanın okulları ne hale getirdiği ve öğretmeni aciz duruma düşürdüğü gerçeği halen taze bir acıdır. Dolayısıyla okullar bu işi ciddiyetle ele alarak yani kalması gerekeni sınıfta bırakarak okullara ciddiyeti ve disiplini yeniden getirmelidir.

 Md:31/ (3) Kaynaştırma ve özel eğitim sınıflarında eğitimlerine devam eden öğrencilere başarısızlıklarından dolayı sınıf tekrarı yaptırılmaz. Ancak; a) Velinin yazılı talebi ve Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı Geliştirme Biriminin kararı doğrultusunda, ilkokulda kaynaştırma öğrencilerine bir defaya mahsus olmak üzere sınıf tekrarı yaptırılabilir.

 

YORUM: Doğrusu velisinin isteği ile de olsa kaynaştırma öğrencilerinin sınıfta kalmasına imkan verilmesini daha doğrusu bu çocuklarla ilgili bu tür düşünceyi bile anlamsız bulanlardanım. Çünkü çoğunda bir şey değişmiyor. Sebebi ise bu çocuklar her ne kadar iyi niyetli ve pedagojik sebeplerle de olsa kaynaştırma adı altında normal okullara yerleştirilseler de deyim yerindeyse “kaynayıp gidiyorlar.” Dolayısıyla bence doğrusu bu çocukların tamamının özel eğitim veren okullarda okumalarıdır. Eğer devlet bu işin altından kalkamıyorsa özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine ödediği parayı biraz daha artırarak buraların özel okula dönüşmesini ve bu çocuklara tam zamanlı özel eğitim veren okullar haline helmesini sağlayarak bu sorunu kökten çözmelidir.

 Öğretmenler kurulu

 

YORUM: Doğrusu ben öğretmenler kurulunu gereksiz görenlerdenim. Zira okulun çay meselesi ve öğretmenler arasındaki adet gereği yapılan altın meselelerinin dışında öğretmenlerin demokratik olarak oy çokluğu ile karar aldığını da sanmıyorum.

Kaldı ki zaten öğretmenlerin kendi iradeleri ile karar alabilecekleri resmi bir gündem maddesi de yok zaten. Çünkü yapılması gereken ne varsa yasal düzenlemelerle emir ve talimat olarak yukarıdan gönderilmektedir. Öğretmenlerin iradesi TBMM'nin, Hükümetin ya da Bakanlığın iradesinin üstünde olmadığına göre onların almış oldukları kararları harfiyen uygulamaktan başka çareleri mi var?

Nitekim sene başı toplantısı özü itibariyle planlamadır, sene sonu toplantısı ise özü itibariyle değerlendirmedir. Planlama doğal olarak yasal düzenlemelere uygun olarak idare tarafından yapılmak zorundadır. Değerlendirme ise ya idareyi topa tutma meselesine dönüşüyor, ya da tatil muhabbetine. Geriye de ne kurul, ne toplantı ne de karar kalıyor.

Özetle kendimizi kandırmayalım, öğretmenler kurulunda karar falan alındığı yok, demokratik karar ise hak getire…O halde yapılacak tek şey kalıyor, Sene başı toplantısını “Okul Planlama Yönergesi” olarak adını değiştirip okul idaresine bırakmak, sene sonu değerlendirmeyi ise zaten bu yönetmeliğin 35/5 maddesi gereği de zümreler tarafından yapılmakta olan değerlendirmelerin adını “Sene sonu ders kesim raporu” olarak değiştirerek hem de e-okul üzerinde gerçekleştirmektir. Bunların e-okulda standart modüller halinde planlanması ve yapılması da mümkündür. En azından kurul, toplantı, demokratik karar, oy çokluğu gibi kavramların içini boşaltıp, yapmadığımız şeylerle kendimizi kandırmış olmayız bari…

 

 Zümre öğretmenler kurulu

Md: 35 / (1)  Zümre öğretmenler kurulu; okul öncesi eğitim kurumlarında okul öncesi eğitimi öğretmenlerinden, ilkokullarda aynı sınıfı okutan sınıf öğretmenleri ve varsa alan öğretmenlerinden, ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında ise aynı alanın öğretmenlerinden oluşur.

YORUM: Görüldüğü gibi ilkokullarda sınıfa giren İngilizce ve Din kültürü öğretmenleri de artık zümreye dahil edilmiştir. Dolayısıyla İlkokulda Şube Öğretmenler Kurulu da böylece kalkmış oluyor.

Md: 35 / (2) Aynı sınıfı okutan bir sınıf öğretmeni veya aynı dersi okutan yalnızca bir alan öğretmeni olması durumunda zümre öğretmenler kurulu toplantısı yapılmaz. Ancak bu öğretmenler kurul kapsamında yapacakları çalışmalara yıllık çalışma programında yer verirler.

YORUM: Bu konu daha önce bakanlığın görüş yazısıyla uygulanmakta idi. Ancak ne yazık ki bu tür yazıları takip etmeyen ve de eski alışkanlıklardan vazgeçemeyen bazı okul idareleri hala tek öğretmene zümre tutanağı yazdırmakta idi. Bu nedenle bu konunun açıkça yönetmelikte yazılmış olması önemlidir. Zira zümre adı üstünde birden fazla kişiden meydana gelen bir grubu ifade etmektedir. Tek kişiyle müsabaka ya da müzakere yapmak nasıl olanaksız ise eski uygulama da o kadar anlamsızdı zaten.

Md: 35 / (3) Toplantılar, zümre öğretmenleri arasından seçimle belirlenen öğretmenin başkanlığında yapılır.

YORUM: Bu uygulama ile de nihayet doğru yol bulunmuştur. Zira aynı zümreyi okutan öğretmenlerin uzmanlık alanında ve ortak sorunlarında müdür yardımcısının başkanlık yapması haliyle anlamsızdı. Zaten toplantıya katılan da yoktu, yalnızca kağıt üzerinde edebiyattaki “intak” sanatıyla yazılı olarak konuşturuluyor ve imzası alınıyordu.

 

 Şube Öğretmenler Kurulu

Md: 36 YORUM: Şube öğretmenler kurulu, eğer amacına uygun ve verimli olarak yapılırsa okul için kırılma noktasını oluşturacak nitelikte önem kazanabilir. Çünkü aynı sınıfa giren tüm öğretmenlerin öğrencileri ayrı ayrı tüm ayrıntıları ile tanıması, sınıfın genel durumu hakkında paylaşım yapılması ve nihayet o sınıfa karşı tüm öğretmenlerin benzer uygulamalar hakkında ağız birliği yaparak karar almaları, sınıf yönetimi, sınıfın kontrolü, hangi öğrenciye karşı nasıl davranılacağı ve nihayet öğretmenlerin her anlamda birlik sağlamaları son derece etkili ve önemli olur diye düşünmekteyim. Dolayısıyla sınıfların ve dolayısıyla okulun düzeni, kontrolü ve başarısı açısından okul müdürlerinin bu toplantılara bizzat başkanlık ederek ciddiyetle yapılmasını sağlaması okul için de son derece faydalı olabilir.

 

 Md: 43/ (4) İlkokullarda Yabancı Dil ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, alan öğretmenlerince okutulduğunda sınıf öğretmenleri bu ders saatlerinde yönetimce verilen eğitim ve öğretim görevlerini yapar.

YORUM: Bana göre bu maddenin içi biraz daha doldurularak, daha önce bir Genelge ile belirtilen kaynaştırma olan ya da okuma yazmada geri olan öğrencilerin eğitimlerine destek amacıyla bu durumdaki öğretmenlerin görevlendirilmesi zorunlu hale getirilebilirdi.  Zira o saatlerde okulda oturup çay içmekle ekdersin hak edildiğini zanneden, kendisine görev verildiğinde de burun kıvıran öğretmenler ne yazık ki hala var. Oysa ekders kararının ilgili maddesi “görev yapmaları halinde ekders ödenir” şeklinde hüküm ifade etmektedir. Dolayısıyla bir görev yapmadan sadece okulda beklemekle bana göre ekders ödenmemesi gerekir. Ama ne yazık ki kaytarmayı kıyak zannedenler, aksi yönde uygulama yapmayı sürdürüyorlar. Bereket ki bahsi geçen Genelge hala yürürlükte ve o saatlerde görev yapmak bir bana göre bir zorunluluk…

Md: 43/  (7) Öğretmenler okulda yapılan her türlü resmî toplantılar ve mahallî kurtuluş günleri ile millî bayramlarda bulunmak zorundadırlar.

YORUM: Bu emir önceki yönetmeliklerde de olmasına rağmen hale resmi tören ve toplantılar hakkında “Tebliğ, yazı, imza” gibi ipe un serme çabasında olanlar için bence yeterince açık bir cümle olmuş…

Md: 43/  (8) Okul öncesi eğitim kurumlarında sabah ve ikindi kahvaltısı esnasında çocuklarla birlikte bulunur, grubundaki çocukların düzenli bir şekilde yemek yemelerini sağlar.

YORUM: Çocukları yardımcı bayanlara bırakıp yemek saatini genelde mola saati olarak değerlendiren okul öncesi öğretmenlerine, beslenme şeklinin günümüzde en temel ve en önemli eğitim olduğunu hatırlatması bakımından son derece önemli bir zorunluluk olmuş bence…

 

Öğretmenlerin nöbet görevi

 

Md. (7) Hamile öğretmenlere, doğuma üç ay kala ve doğumdan itibaren bir yıl süre ile nöbet görevi verilmez.

(8) Nöbet görevi, ilk ders başlamadan 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra sona erer. Ancak bu süre okulun özelliğine göre öğretmenler kurulu kararıyla kısaltılabilir.

(9) Nöbet görevine özürsüz olarak gelmeyen öğretmen hakkında, derse özürsüz olarak gelmeyen öğretmen gibi işlem yapılır.

(10) Nöbetlerde uyulması gereken esaslar öğretmenler kurulunda görüşülerek okul yönetimince nöbetçi öğretmen görev talimatnamesi hazırlanır. Öğretmenlere yazılı olarak duyurulur.

YORUM: İçtenlikle söylemeliyim ki doğum öncesi nöbetten muaf olmayı anlıyoruz da doğumdan itibaren 1 yıl nöbetten muaf olmayı ben anlamış değilim. ( Tıbbı bir gerekçesi varsa bu konudaki cahilliğime bağışlayınız efendim…)  Nöbet öncesi ve sonrası 30 dakikalık sürenin kısaltılmasını öğretmenler kuruluna (Dolayısıyla okul idaresine!) bırakmak yerine 10 ya da 15 dakika gibi makul bir süreyi yönetmelik zorunlu tatsa idi uygulama açısından çok daha sağlıklı olurdu bence.

 

 Şube rehber öğretmeni

 

Md: 48: YORUM: Yeni sisteme göre 8. Sınıflar hariç diğer sınıflarda iki haftada bir rehberlik dersi olmadığı için ve de klüp çalışmaları artık ders dışı çalışma şeklide olup bu da zamansızlık nedeniyle kağıt üzerinde kaldığı için bu duruma bir açıklık getirilmemiş olması bir eksiklik olmuştur. Zira hem uygulama açısından hem de ekders açısından farklı uygulamalar mevcuttur. Dileriz bu boşluk da bir Genelge ile doldurulur.

 

Ödüller ve ödüllerin verilmesi

 

Md: 53 / (1) İlkokul 4 üncü sınıf ile ortaokul ve imam-hatip ortaokullarının bütün sınıflarında puan ortalaması Türkçe dersinden  55.00, diğer derslerin her birinden 45.00 puandan aşağı olmamak şartı ile tüm derslerin dönem ağırlıklı puan ortalaması 70.00-84.99 olanlar "Teşekkür" EK-6, 85.00 puan ve yukarı olanlar "Takdir" EK-7 belgesi ile ödüllendirilir…"İftihar Belgesi" EK-8 ile ödüllendirilir.

 

YORUM: Görüldüğü gibi eski yönetmelikte ilkokullarda Teşekkür takdir ve onur belgesi yok iken bu yönetmelikle geri getirilmiştir. Bu gelişim düzeyindeki çocukların başarıya karşı haz duygularının okşanması oldukça önemli olduğu için doğrusu bir yanlış düzeltilmiş oldu. Ayrıca eski yönetmelikte “Onur Belgesinin” adı değiştirilerek eş anlamlı Arapça kelime ile “İftihar Belgesi” olmuştır.

 

Öğrencilerin olumsuz davranışları ve uygulanacak yaptırımlar

 

Md: 54 / (1) Ortaokul ve imam-hatip ortaokulu öğrencilerine, olumsuz davranışlarının özelliğine göre uyarma, kınama ve okul değiştirme yaptırımlarından biri uygulanır.

YORUM: Önceki yönetmelikte uyarma süreci olarak adlandırılan “sözlü uyarma, yazılı uyarma ve veli görüşmesi” kaldırılarak doğrudan uyarma, kınama ve okul değiştirme yaptırımlarından biri uygulanacaktır. Ayrıca yine eski yönetmelikte olduğu gibi ilkokullarda yine isabetle disiplin kurulu, ceza vb. şeyler yoktur.

Md: 54 / 9) Derslerde cep telefonunu açık bulundurmak.(Uyarı Yaptırımı) 8) Okul içinde izinsiz görüntü ve ses kaydetmek, (Kınama Yaptırımı)

 

YORUM: Evet görüldüğü üzere teknolojik gelişmelere uygun olarak yenilik diyebileceğimiz cezalar olarak cep telefonu bulundurmak ve ses ile görüntü kaydetmek göze çarpmaktadır. Cep telefonu bulundurmanın cezasının da uyarma gibi hiçbir yaptırımı olmayan ceza olduğuna göre aslında son derece karmaşık olan bir konuda bakanlığın da kafasının hayli karışık olduğu sonucuna varmak mümkündür. Ayrıca ses ve görüntü kaydetmeyi “Çağa uygun not tutmak” olarak olumlu ve de ödüllendirilesi bir davranış olarak yorumlamak da mümkündür.

Karışık bir konu diyorum, zira bir tarafta teknolojinin nimetlerini kullanarak gözü gibi sakındığı evladından her an haber alabilme imkanı ve hakkı gibi bir masum gerekçe bir yanda; diğer yanda ise derslere engel olmasının yanında bir de muzır işlerde kullanılma riski…Tam sınıfın ortasında ise elinde kocaman bir akıllı telefonla dersin yarısını konuşarak ya da facebook'ta sörf yaparak geçiren bazı öğretmenler… ve nihayet her insanın olmazsa olması olan günümüz gerçeği…

Dolayısıyla böylesi bir karışık durumu kestirip atarak yasaklamak ne kadar doğru tartışılır. Sözün özü sadece resmi kayıtlara göre 1500 tane kayıp çocuğun olduğu bir ülkede çocuğun cebinde telefon bulundurması değil uyarı cezası hem veliler açısından hem de okul açısından bir zorunluluk olmalıdır. Ha nerede nasıl kullanılacağına gelince, bu bir eğitim meselesi olduğuna göre önce öğretmenler derste telefonu kapatmayı öğrenecek sonra da çocuklara öğretecek, sorun kökünden çözülecektir…zira iletişim çağında cep telefonunu yasaklamak ırmağı yukarı akıtmaktan farksızdır.

 Okul öncesi eğitim kurumlarında ücret tespit komisyonu ve ücretin tespiti

Md:67 (5) Okul yönetimi il ücret tespit komisyonunca belirlenen tavan ücreti aşmayacak şekilde veliden alınacak aylık aidatı belirler.

Md: 70/ (1) Okul öncesi eğitim kurumlarında …Kurum adına hesap açmaya veya kapatmaya, bu hesaptan para çekmeye, ödeme yapmaya veya havale göndermeye; müdür “harcama yetkilisi”- müdür yardımcısı “gerçekleştirme görevlisi”- ikili müşterek imzaları ile yetkilidir. Gerektiğinde e-Bankacılık hizmetlerinden yararlanılarak ödeme yapılabilir.

 

YORUM: Okul Öncesi Komisyonu oluşturulmasına gerek kalmamış, bu tür para işleri tamamen okul idaresine bırakılmıştır. Ayrıca e-bankacılık konusu da çağa uygun isabetli bir uygulama olmuştur.

 Defter, dosya ve formlar

 

Md. 75 / (1) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında, kurumun özelliği ve kullandığı teknolojiye göre EK-16'da yer alan defter, çizelge, form ve dosyalar bulundurulur.

 

YORUM: Doğrusu bu cümle tek başına yeterli olurdu ve çok da isabetli olurdu. Zira Ek-16'da hala bazı gereksiz defterlerin zikredilmesi anlamsızdır. Zira her şey bilgisayarla yapıldığına göre uygulamada artık defterin yerini dosya almıştır zaten.

 

Öğrencilerin nöbet hizmetleri

 

Md: 77/ (1) … ortaokul ve imam-hatip ortaokulu öğrencileri, okul yerleşim alanı içinde nöbet görevlerini yürütürler. (3) Nöbetçi öğrenci kendi devresinde, ders saatleri dışındaki zamanlarda nöbet tutar. (4) Nöbetçi öğrenciye nöbet görevi dışında özel hizmetler yaptırılamaz.

 

YORUM: Görüldüğü üzere İlkokulda nöbet diye bir şey yok, Öğrencilerin ders saatleri dışında nöbet tutması, bir başka ifadeyle dersinden mahrum bırakılmaması isabetli uygulama olmakla beraber, çocuklar açısından artık bir cazibesinin de kalmadığı açık. Öğrencilerin çay taşıma vb. özel işlerde çalıştırılmaması ise zaten tartışmasız yerinde.

 

 

Md: / (6) Yatılı bölge ortaokullarının pansiyon kısımlarında ibadethane açılır. Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında talep edilmesi hâlinde ibadet ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mekân ayrılabilir.

 

YORUM: Uluslar arası mevzuatta ve Anayasamızda bile ibadet özgürlüğünün garanti altına alındığı dikkate alındığında bu konu tartışmak bile yersiz ve anlamsızdır. AB' yolunda bu tür şeylere alışmakta fayda var.

Md: / (6) (7) Okulun Kamu Hizmet Standartları vatandaşların görebileceği yere asılır ve internet sayfasında yayımlanır.

YORUM: Daha çok bankalarda görmeye alıştığımız hizmet standartlarının okullara da gelmiş olması bu yönetmeliğin getirdiği yeniliklerden biridir. Vizyon ve misyon gibi bunun da ne yazık ki yaldızlı cümlelerle kağıt üstünde  kalacağını şimdiden öngörmek mümkündür.

 

Md: 83/ (2) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında hizmet verilen alanlarda günlük çalışma saatleri dışındaki zamanlarda, hafta sonu, yarı yıl ve yaz tatilinde öğrencilerin eğitim ve öğretimine destek sağlamak amacıyla yetiştirme kursları açılabilir. Yetiştirme kurslarının çalışma usul ve esasları Yönerge ile belirlenir.

YORUM: Sürekli dillendirilen bir konu nihayet yönetmeliğe girdi. Ancak yetersiz bir düzenleme olmuştur. Asıl mesele kaç saat ekders verileceğinin ekders kararında düzenlenmesidir. Ayrıca kitap ve test kaynakları vb. konular da çözülmelidir. Aksi halde kadük kalacaktır.

Okul kütüphanesi, sınıf kitaplıkları ve bulundurulacak kitaplar

Md: 86 - (1) İlköğretim kurumlarının uygun bir yerinde okul kütüphanesi kurulur.  İlköğretim kurumlarının bütün sınıflarında sınıf kitaplığı oluşturulur. (2) Öğretmenin kişisel çabasıyla sağlanmış kitap ve araçlar sınıfın malı sayılır. Öğretmenin okul veya sınıf değiştirmesi durumunda bu kitaplar aynı sınıfta bırakılır.

YORUM: İlköğretim hem ilkokulu hem de ortaokulu kapsadığına göre ortaokulların da artık sınıf kitaplığı oluşturması zorunlu olmuştur. Sınıfa alınan malların artık yerinden oynatılamayacağı kuralı da bence isabetli olmuştur.

Cafer GÜZEL

Kamuajans

YÖNETMELİĞİN SON HALİNİ İNDİRİN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ANKET
Öğrencilere ödev verilmeli mi ?
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Meb Öğretmen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 346 227 88 88